15 Ağustos 2014 Cuma

OYUN İNCELEME CRYSİS 3

CRYSİS 3 OYUN İNCELEME



CRYSİS 3



 Merhabalar sevgili oyun severler. Bu makalemizde Crysis 3 oyun inceleme konulu yazımız ile sizlerle birlikte inceleme fırsatı bulacaz.
Yerli gururumuz Yerli kardeşlerin firması Crytek tarafından oyuncularla buluşturulan Crysis, çıkışıyla beraber oyun piyasasında bomba etkisi yaptı. Harika grafikleri, kısmen açık diyebileceğimiz dünyasıyla bizleri nefes kesen bir ada macerasına konuk etti.



 
Temelde Far Cry’da uygulanan formülü bir adım öteye taşıyan Crytek, Nanozırh gibi oyun dinamiklerini doğrudan değiştiren elementlerle Crysis’e daha stratejik bir hava kattı. Üstelik oyunu bir de Türkçe dil desteğiyle Türkiye’ye özel bir fiyattan çıkaran Crytek, yerli oyuncuların gözünde en önemli firmalardan biri haline geldi.

İlk oyunla hız kazanan Crytek daha sonra Crysis Warhead, Crysis 2 oyunlarını çıkararak Crysis’i başlı başına bir marka haline getirdi. Bu markanın son halkası Crysis 3’teyse serinin hikayesini sonlandırarak nihayete erdiriyor.

Dünya’nın Kaderi Elinizde

Crysis 3, ikinci oyunun 24 yıl sonrasında geçiyor. Baş karakterimiz Prophet, New York’a adımını attığı anda C.E.L.L tarafından yapılan devasa Nanodome’un şehri sardığını görür. Bunun üzerine duruma el koyan Prophet’ın Dünya’yı kurtarma savaşına katılırız.

Crysis 3 hikaye bakımından  güçlü yönlere sahip. Kimi zaman bazı insani değerleri sorguluyor. Ancak hikaye genel akışı klişeleri çok fazla barındırıyor. Bununla beraber yer yer sunumun zayıflaması da bazen sizi hikayeden koparabilir.

Buralar Hep Betondu

Crysis bizi olabildiğince açık bir alana bırakmıştı. Crysis 2’deyse bu alanlar biraz daha daralmış, daha çok şehir içinde bir çatışma ortamı yakalanmıştı.

Yeni oyunumuzdaysa bu iki oyunun arası yakalanmış diyebiliriz. Crysis 3, ne ilk Crysis kadar geniş alanlar sunuyor ne de ikinci Crysis kadar bizi sıkıştırıyor. Bu denge, Crysis 3’ün mekan seçimi içinde geçerli. İlk oyun kadar ormanlık alanlarda çarpışmasak da ikinci oyundaki gibi şehrin göbeğindeymişiz havası da yaşamıyoruz. Crysis 3’te ortaya çıkarılan mekan profili, ağır orman istilasına uğramış bir şehir görüntüsü çiziyor. Görsel anlamda tatmin edici.

Mekan ve açık alanların oynanışa etkisinden bahsedelim biraz da. Öncelikle yeni Nanozırhımız ikinci oyundakine göre daha gelişmiş bir şekilde karşımıza çıkıyor. Ama büyük bir değişiklik beklemeyin. Ufak tefek geliştirmeler dışında neredeyse ikinci oyundakiyle aynı.

Güç, hız, görünmezlik gibi temel özelliklerimiz

Nanozırhımız’da gene kendine yer buluyor. Bu özellikleri nasıl kullandığınız sizin oynanışınızı belirleyecek temel unsur. Fakat bir küçük not, eskisi kadar gizli gitmek kolay değil. Görünmezlikten çıktığınız anda eğer bir cismin arkasında değilseniz çok uzak mesafelerden bile (ama gerçekten çok) düşman tarafından görülebiliyorsunuz. Tekrardan gizlenmek kolay ancak düşmanlar artık sizin orada olduğunuzu anlıyor ve destek çağırıyorlar. Normalde çok abartı olan bu uzak mesafeleri görme durumunu, düşmanların teknolojik olarak gelişmişliğine vererek kılıfına uydurabiliriz.

Bu noktada hemen yapay zekadan söz etmek gerek. Düşman yapay zekası etrafını sezme ve bulunduğunuz delikten sizi çıkarma konusunda oldukça başarılı. Çoğu zaman kalabalık bir halde gezen düşman grupları, kendi aralarında ikili gruplara ayrılarak etrafı araştırıyorlar. Eğer bu ikiliden birini sessizce öldürürseniz yanındaki kişi duruma uyanıyor ve ufak çaplı bir alarma geçiyor. O esnada görünmez olsanız bile bulunduğunuzu düşündüğü yere bomba atarak sizi saklandığınız delikten çıkarmaya çalışıyor. Bu işte de oldukça başarılılar. Rakip FPS oyunlarına oranla Crysis 3 yapay zeka konusunda oldukça başarılı.

Nanozırh’ın ufak tefek farklılıklar dışında neredeyse ikinci oyundakiyle aynı olduğunu söylemiştim. Bu ufak tefek farklılıklardan biri “upgrade sistemi”.

Upgrade sistemi sayesinde Crysis 3’te de, Crysis 2’deki gibi zırhınızı geliştirebiliyorsunuz. Ama bunun için uzaylıların içinden çıkan enerjiler yerine, oyun boyunca etrafta bulacağınız nano geliştirme parçalarını topluyorsunuz. Upgrade kısmıyla ilgili değişen tek şey bu değil. Artık 4 farklı kategoride sergilenen geliştirebileceğiniz bir çok yetenek arasından kendi kombinasyonunuzu çıkarabiliyorsunuz. Seçtiğiniz 4 tane yeteneği yan yana getirerek 3 tane slota koyabilir, bu slotlar arasında hızlıca geçişler yaparak duruma uygun yeteneklerinizi oyun esnasında seçebilirsiniz. Gizlice gittiğiniz anlarda gizliliğe uygun yeteneklerinizi, zor kullanma gerektiren durumlarda güçle alakalı yeteneklerinizi kullanabilirsiniz.

İlk Crysis’in en vurucu noktası grafikleriydi. 2007 yılında sadece PC’ye çıkan oyun hala grafik anlamında pek çok rakibini gerisinde bırakabilecek güçte. Devam oyunlarında da bu başarıyı koruyan seri, son oyunu Crysis 3’le de adına yakışır bir performans ortaya koyuyor. Her ne kadar Crysis 2’yle arasında çok fark olmasa da bu zamana kadar gördüğünüz en iyi grafiklere sahip oyunlar arasında kendine yer buluyor. Yalnız bu noktada Crysis 3’ü konsol ve PC versiyonu diye ikiye ayırmak gerek.

Günümüz konsolları hali hazırda ömürlerinin sonuna yaklaştılar. Donanım olarak şu anki oyun PCleriyle yarışamayacak durumda olan konsollarla PC’yi aynı kefeye koymamak gerek. Crysis 3’ün PC versiyonu görsel anlamda makinenizi oldukça zorlayacak ancak size harika grafikler bahşetmekten de geri kalmayacak. Oyunun konsol versiyonuysa Crysis 2’nin biraz daha üstüne çıkarak konsollarda görebileceğiniz en iyi grafikleri sizlere sağlıyor. Fakat bir rahatsız edici eksiklik var. O da oyunun konsol versiyonunda su altı grafiklerinin olmaması.

Su altına girdiğiniz anda önünüz kararıyor, nereye gittiğinizi göremiyorsunuz. Suyla çok işiniz olmuyor belki ama suya işiniz düştüğü zaman bu durum sinirinizi hoplatıyor. Tepenizdeki helikopter ateşinden kaçmak için su altına girdiğinizi düşünün, nereye gittiğinizi göremeden körlemesine su altında ilerlemeye çalışıyorsunuz. Kulağa çok hoş gelmiyor di mi?

Neyse ki oyunun PC versiyonunda böyle bir problem yok. Crysis 3, PC’de harika bir iş çıkarıyor. Ama PC donanımı yetenlere. Oyunun yüksek sistem ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir makineniz varsa görsel ziyafetin tadını çıkarabilirsiniz.

Bir Boy Büyük Nanozırh Alalım, Seneye de Giyersin

Buraya kadar anlattıklarım genelde Crysis 3 adına pozitif şeyler içeriyordu. Ama yazının sonuna gelmişken Crysis 3 adına en büyük iki eksiği paylaşmazsam olmaz. Bunlardan biri oyunun tek kişilik hikaye modunun çok kısa olması. Normal seviyede 6 saatte bitirebileceğiniz oyunda yan görevleri de işin içine katarsanız süreyi biraz daha uzatabilirsiniz. Ama gene de Crysis 3, Crysis’in eski oyunlarına göre oldukça kısa bir süre sunuyor.

İkinci eksiyse Crysis 3 duyurulduğundan beri oyuncuların dilinde dolaşan bir konu. Oyunun ilk tanıtım videolarından sonra oyuncular Crysis 3’ün çok fazla farklılık içermediğini, olsa olsa bu oyunun Crysis 2.5 olacağını, belirtmişlerdi. Tahminler doğru çıktı diyebilirim. Crysis 3 her ne kadar oldukça kaliteli bir FPS olsa da size Crysis 2’nin üstüne fazla bir yenilik katmıyor. Upgrade sistemi, hikaye, biraz daha cilalanmış grafikler ve yeni bir yay/ok silahı dışında Crysis 3, temelinde önceki oyunla aynı oynanış mekaniklerini taşıyor. Bu arada hazır ok demişken, videolarda üstünde durulan bu ‘yay/ok’ konusunu da laf arasına sıkıştırmak gerek.

Ok Yoluna Gitmek

Crysis 3’le gelen yay/ok, oynanışı taktikselleştirmek adına eklenmiş. Yayınızı kuşandığınız anda kullanabileceğiniz 5 farklı ok tipi sunan silah; düşmanları ister gizlice tek vuruşta öldürmenize, ister elektrik atarak çarpmanıza, isterseniz de patlatmanıza izin veriyor.

Yay-ok ikilisinin oyuna eklenmesi iyi olmuş. Ancak cephane açısından sıkıntı yaşamamanız için attığınız okları toplamayı unutmayın. Yoksa oyunun büyük bir kısmını bu ikiliden mahrum geçirirsiniz.

Yay-Ok ikilisi için açtığımız parantezi kapattıktan sonra oyunun genel değerlendirmesine devam edebiliriz. Ne diyorduk? Oyunun yeterli yenilik içermemesi ve kısa olmasından bahsediyorduk. Oyunun multiplayer’ında bol bol zaman geçireceğim, diyenler için ana senaryonun kısa olması bir eksik sayılmayabilir. Ama multiplayer oynamayı düşünmeyen oyuncular oyunun süresini göz önüne alarak oyuna yanaşsınlar.


Bu eksiklikleri de işin içinde katıp oyunu değerlendirmeye aldığımızda elimizde hala çok kaliteli bir FPS oyunu kaldığı bariz bir gerçek. DmC Devil May Cry’la açılış yaptığımız yeni yılda Dead Space 3’le biraz hayal kırıklığına uğramıştık. Ancak Crysis 3 bize bu hayal kırıklığını tekrar yaşatmıyor ve senenin en iddialı FPS oyunları arasına adını şimdiden yazdırıyor.

14 Ağustos 2014 Perşembe

APPLE IPHONE 5 16GB İNCELEME


APPLE IPHONE 5 16GB İNCELEME



APPLE IPONE 5 16GB


Apple Iphone5 inceleme
Şık bir tasarıma sahip olan Apple Iphone 5 16GB lık bir belleğe sahip.

Teknik özellikleri:

Ağırlık:  112 gram 
Artırılabilir Hafıza Yok
Bekleme Süresi (Saat):  225 (3G)  Bluetooth Var
Dijital Kamera:  Var 
EKRAN BOYUTU: 4"inç
Ekran Çözünürlüğü (Piksel):  1136 x 640 
Ekran Tipi : Dokunmatik (Multi-Touch)
 GPRS Özelliği:  Var 
Garanti Süresi(Yıl):  2
İşletim Sistemi:  iOS 
Kamera Çözünürlüğü(Piksel) 8 MP
Klavye Tipi Dokunmatik 
Konuşma Süresi(Saat) 8 (3G)
Kulaklık Var (3,5 mm) 
MARKA APPLE
MODEL IPHONE 5
 Pil Li-Ion
Şebeke Frekansı (MHz) 850, 900, 1800, 1900
 USB Var
 3G Var 
Wi-Fi (Kablosuz Bağlantı) Var
PUSH E-MAIL DESTEĞİ Var 
EDGE Var
 GPS Var 
Dokunmatik Ekran: Var
Hafıza Artıma Kapasitesi: Yok 


Esen kalın...


LG G3 TİTAN AKILLI TELEFON İNCELEME


LG G3 TİTAN AKILLI TELEFON İNCELEME


LG G3 TİTAN 16GB
Akıllı telefon inceleme konumuzda LG G3 Titan 16GB telefonunu inceliyoruz. Telefonun teknik özelliklerini sizlerle
paylaşacağız. Kullanan arkadaşlar yorumlarını bizimle paylaşırsa bizlere bir ön bilgi vermiş olacaklardır.

Teknik özellikleri:

Artırılabilir Hafıza:  Var
Bellek(MB):  2GB RAM
Bluetooth Var 
Dijital Kamera Var
EKRAN BOYUTU 5,5"
Ekran Çözünürlüğü (Piksel) 2560 X 1440
Ekran Tipi Quad HD
Garanti Süresi(Yıl) 2
İşlemci Hızı (Mhz) 2.5 GHz
İşletim Sistemi Android
Kamera Çözünürlüğü(Piksel) 13 MP 
Klavye Tipi Dokunmatik
MARKA LG  MODEL G3
Pil 3.000 mAh 
Saklama Kapasitesi (Mb) 16 GB
USB Var 
3G Var
Wi-Fi (Kablosuz Bağlantı) Var
PUSH E-MAIL DESTEĞİ Var
 EDGE Var
 GPS Var
Dokunmatik Ekran Var
 Desteklenen Hafıza Kartı Micro SD
Hafıza Artıma Kapasitesi 128 GB'a kadar arttırılabilir.



12 Ağustos 2014 Salı

ETKİLİ BLOG YAZMA İPUÇLARI



ETKİLİ BLOG YAZMA İPUÇLARI







Merhaba değerli okurlar. Bu yazımda etkili blog yazma ipuçları makalemizle yine sizlerle beraberim. Benim için blog yazmak bir keyiftir. Sanırım sizler için de öyle. Ancak blog yazarken yazılarımız ne derece etkili oluyor? Bu konuda okuyucuyu memnun edebiliyor muyuz.? Daha iyi bir blog nasıl yazarız? Bu gibi soruların üstesinden geleceğiz. 

Bugün bir blog sahibi olmak artık çok kolay. Ücretsiz yazılımlar ve internet üzerinde bulabileceğiniz sayısız kaynak ile blogunuzu dakikalar içerisinde kurup hayata geçirebilirsiniz.


Fakat asıl iş bundan sonra başlıyor. Blogunuzu eğer sadece kendiniz için yazmıyor ve insanların takip etmesini istiyorsanız, elinizdeki en önemli araç içeriğiniz olacaktır. İster tek kişilik dev bir kadroya, ister çok yazarlı bir yapıya sahip olsun blogunuzun içeriğine gerekli önemi vermezseniz bir süre sonra ziyaretçi istatistiklerine bakmak kendi kendinize konuşuyormuş hissine kapılmanıza yol açabilir.


Özellikle yeni başlayan ve orta seviye blog yazarlarının işine yarayacağını düşündüğüm, etkili içerikle ilgili önemli ipuçları bir araya getirdim.


Blog Yazılarınızı Kimin için yazıyorsunuz?


Eğer hedef kitlenizi tanımlayamazsanız, onlarla iletişim kuramazsınız. Yazdıklarınızı okumalarını istiyorsanız hedef kitlenizin kimler olduğunu, ne sevip ne sevmediklerini, ne yiyip ne içtiklerini anlamaya çalışmak zorundasınız.


Başlangıçta hedef kitlenizle ilgili ön görüleriniz %100 başarılı tahminler olmayabilir. Hiç hedeflemediğiniz kullanıcı profillerine rastlayıp, “bunlar da kim?” dediğiniz ziyaretçilerle karşılaşacak olursanız panik olmaya gerek yok. Bu durum son derece doğal…


Hazırladığınız içerik sizin başlangıçta hedeflediğinizden farklı bir kitlenin ilgisini çekebilir. Örneğin siz grafik profesyonellerine hitap etmeyi planlarken, grafiğe meraklı ama yeni başlayan kullanıcılar sitenizi daha faydalı bulabilirler. Bu gibi durumlarda, ziyaretçilerinizi değil en başta tanımladığınız hedef kitlenizi gözden geçirmekte fayda var.



Alıntı Yapın Kopyala Yapıştır Yapmayın

Özellikle yazmaya yeni başladıysanız, kısa süre sonra bunun sandığınız kadar kolay bir iş olmadığını farkedeceksiniz. İlk zamanlarda günde birkaç kez yeni yazı yayınlarken, haftada birkaç keze, oradan da ayda bir iki yazıya düşüp paniğe kapılabilirsiniz.


Bu durumda çoğu kez blog boş kalmasın, yayınlanan yazıların arasında çok uzun süre olmasın niyetiyle kolay yoldan içerik elde etmek akla gelir. Bir süre sonra kendinizi her gün başka blogların veya yayınların içeriğini kopyalarken bulabilirsiniz. Bu blogunuzun sonu anlamına gelir. Çünkü okurlarınız için bu yazıların orjinal kaynağına ulaşmak ve özgün içerikleri kaynağından takip etmek hiç de zor değil.


Diğer yandan alıntı yapmak konusunda durum çok daha farklı. Siz kendi özgün içeriğinizi üretirken, konuyla ilgili bilgilendirici veya eğlenceli alıntılar yapıp, bir de bunu yaparken kaynak gösterirseniz sadece içeriğinizi zenginleştirmekle kalmaz, okuyucularınıza aynı konuyu başka yerde bir arada bulamayacakları farklı perspektiflerden aktarma şansına ulaşırsınız.



Samimi ve eğlenceli blog yazın

Eğer yazdığınız konu çok fazla teknik değilse, yazı dilinizi samimi ve eğlenceli hale getirmeye çalışın. Konu uygun olduğu sürece herkes her konuyu biraz daha sıcak ve eğlenceli bir halde okumaktan memnun olur.

Eğer espri yeteneğinize güveniyorsanız, yazı içine (abartmadan) ufak espriler serpiştirmeye çalışın.

Diğer yandan bunun oldukça riskli olduğunu da gözden kaçırmamak lazım. Eğer doğru dozu tutturamazsanız yazılarınız okurlar tarafından fazla “sulu” bulunabilir. Esprilerinize yakın arkadaşlarınız çok gülüyor olabilir ama sözlü esprilerdeki lezzeti yazıya aktarmak her zaman kolay değildir.

Konuya değer katın

Haber odaklı yayınlar için bir haberi ilk aktaran olmak yani “breaking news” hayati önem taşır ama bu tip haberler üretmek herkes için kolay, hatta mümkün olmayabilir. Profesyonel yayınların bu tarzda haberler yayınlama imkanı ve potansiyeli çok daha fazla olduğu için onlarla bu konuda yarışmak, özellikle yeni başlayan bloglar için mümkün değil.

En iyisi kendi blogunuzda aktarmaya uygun olduğuna inandığınız son dakika haberlerini kaynak göstererek, alıntı olarak kullanmak. Fakat burada ikinci maddedeki kopyala-yapıştır tuzağına düşmemek için bu habere kendi yorumunuzu ekleyerek değer katmanız en mantıklısı olacaktır.

Okurların çok büyük kısmı o haberi zaten ilk yayınlayan kaynağından okuyacaklardır. Aynı haberi sizin blogunuzda tekrar okumaları için tek geçerli sebep sizin başka yerde bulunamayacak özgün yorumunuzu eklemeniz olacaktır.


Uzmanlık alanınızı netleştirin

Aklınıza gelebilecek her konuya ait yatay olarak içerik üreten en az 10 farklı blog veya yayın bulabilirsiniz. Eğer uzun zamandır hayatta olan bu yayınlarla rekabet edecek potansiyeliniz yoksa, kenarda kalmamak için en iyi tercihinizi içeriği daha dar bir alanda sınırlamak olacaktır.

Örneğin size rahatlıkla şu an için teknoloji konusunda genel içeriğe sahip bir bloga daha gerek olmadığını söyleyebilirim. Eğer bir şekilde çok ciddi anlamda fark yaratamayacaksanız genel olarak teknolojiyi ele almak yerine, örneğin sadece cep telefonlarına odaklanın. Cep telefonları ile konuyu daralttınız ama bu da yeterli olmayabilir. O zaman sadece akıllı telefonlar veya sadece mobil işletim sistemleri üzerine yazın.

Ne kadar çok şeyden bahsetmeye çalışırsanız, içeriğiniz o kadar yüzeysel hale gelecek ve ciddiye alınma ihtimali de o kadar azalacaktır. Ama siz konuyu daralttıkça hem rekabetin daha az olduğu kanallarda varlığınızı sürdürebilir, hem de sınırlı kaynağınızı, vaktinizi daha rahat uzmanlaşabileceğiniz bir alana odaklayarak, okuyucularınız için daha doyurucu içerikler üretebilirsiniz.

Okuyucuya saygılı olun

Eğer blogunuzu önemsiyorsanız, okuyucularınızı da önemsemelisiniz. Elinizden geldiği kadar sık içerik üretmeye çalışın. Eğer haftalarca yazamıyorsanız, haftada en azından bir kez yazabilecek duruma gelmeye çalışın. Haftada en az 1 özgün içerek duruma gelene kadar blogunuzun pek ciddiye alınmayabileceğini göz önünde tutmalısınız. Ne kadar sık içerik sağlarsanız, blogunuzun o kadar değer kazanacağını unutmayın.

Hızlı başlayıp, yolda ivme kaybeden bloglar okuyucularını da kaybeder. Ve kazanılması en zor okuyucu bir kez kaybedilmiş olandır.


Okuyucunuz asla şişirme olarak nitelendirilen bir yazıyı hak etmiyor. Sakın ama sakın kolaya kaçarak, onlara kötü içerik sunmayın ve kulaktan kulağa pazarlamayı asla hafife almayın. İyi bir içeriğin ulaştığı bir kişi size 10 yeni okuyucu kazandırabilir. Diğer yandan kötü bir içerik yüzünden kaybettiğiniz okuyucuyu tekrar geri kazanmak sandığınızdan çok daha zor olabilir.

Eğer yoğun bir şekilde Twitter kullanıyorsanız burada anlatmaya çalıştığımızı daha iyi anlayacaksınız. Twitter aslında, bir tweet’den sonra bir anda takipçilerin nasıl bir anda azalabildiği gerçeğini ve kaliteli içerik üretmenin ne kadar önemli olduğunu pek çok kişiye en kolay yoldan öğretti.


Sinirlerinize hakim olun


İnternetin bugün ulaştığı noktanın en büyük avantajlarından biri de insanların en pratik şekilde birbirleri ile etkileşime girebilme imkanı. Artık her hangi bir konuya yorum yapmak çok kolay. Her blog yazarının istediği şey, yazısına daha çok yorum yapılmasıdır.



Fakat her yorum beklediğiniz tarzda olmayabilir. Ne yazık ki internet, bazı kullanıcıların içlerindeki muhalif hisleri çok kolay bir şekilde ortaya dökmelerine de yardımcı oluyor. Yapıcı olmaktan uzak, ağır eleştiri ve hatta hakaret içeren yorumların sayısı ne yazık ki hiç de az değil.

Eğer blogunuza önem veriyor ve yakından ilgileniyorsanız, muhtemelen siz de bu tip moral bozucu yorumlarla karşılaşacaksınız. Bu tip durumlarda en sık tekrarlanan hata, bu tip yorumlara aynı tarzda yanıtlar vermektir. O yorumu yapan kişi belki konuyu ertesi gün unutacak, siz de 3 gün sonra anımsamayacaksınız bile. Ama internetin hafızası hepimizden daha keskin ve o gereksiz yoruma verdiğiniz gereksiz yanıt internette varlığını çok uzun süre koruyacak.

Bu tip durumlarda en güzeli konuyla ilgisiz, yapıcı olmaktan uzak yorumları görmezden gelmektir. Siz yanıt verdikçe o konu uzayacağı ve bir anda çığırından çıkabileceği için kendinize hakim olmayı öğrenmelisiniz. Eğer yorum gerçekten haksızsa, zaten diğer okurlar müdahale ederler. Eğer onlar da etmiyor ve hatta söz konusu yorumu destekliyorlarsa belki de yorumda bahsedilen konu, sizin geliştirmeniz gereken bir şeyleri gösteriyor olabilir.

Özetle sinirlerinize hakim olun ve yorumların hepsine kulak verirken gereksiz tartışmalardan uzak ama sizin için değerli olabilecek fikirlere yakın durmaya çalışın.

Hepiniz bu blog, bu blog hepiniz için

İş yaşamı, özel hayat derken bazen haftada 1 tek yazı yazmak bile zor olabilir. Neyse ki bu işi tek başınıza yapmak zorunda değilsiniz. Son zamanlarda Türkiye’de çok yazarlı bloglar da ciddi bir artış var. Bu moda olduğu için değil, aynı konuda fikirlerini paylaşmak isteyen insanların bir araya gelmesinin ortaya daha güçlü bir blog ortaya çıkartabildiğinin fark edilmesinden kaynaklanıyor. Çok yazarlı bloglarda hem daha zengin bir içerik elde etmek, hem de benzer konuları farklı bakış açılarıyla aktarabilmek açısından önem taşıyorlar.

Eğer blog konunuz sizin özel ilgi alanınızsa, muhtemelen çevrenizde aynı konuya ilgi duyan başkaları da vardır. Onların da bloga katkıda bulunmasını sağlayabilirseniz, ortaya okurlar için takip etmesi daha keyifli ve daha bilgilendirici bir yayın çıkacaktır.

Eğer imkanınız varsa veya blogunuz maddi bir değer üretiyorsa bu konuda profesyonellerden de yardım alabilirsiz. Ücretli içerik üretenlerin yazıları genellikle daha kaliteli ve profesyonel olacaktır. Blog’unuza yatırım yapma imkanınız varsa, doğru yönetim ile bu yatırımın maddi ve manevi karşılığını almanız sandığınız kadar zor değil.


Blog yazarken eğlenin

İster sadece kendiniz için yazın, isterseniz büyük hedefleri olan sektörel olarak söz sahibi olmasını hedeflediğiniz bir bloga sahip olun; yazarken eğlenmek zorundasınız. Eğer yazarken eğlenmiyorsanız belki de yapmanız gereken şey bir blog yazmak/yürütmek değildir.

Eğer çok şanslı değilseniz özellikle başlangıçta ve büyük ihtimalle uzun süre bu işten çok ciddi bir gelir elde edemeyeceksiniz. O seviyeye ulaşacağınızın da garantisi yok. Ama kesinlikle denemeye değer ve denerken size devam etme gücü verecek tek şey yaptığınız işten keyif alıyor olmanız.

Yazı okuyucu ile aranızda tek taraflı bir köprüye benzer ve siz keyif alıyorsanız bu his okuyucuya da mutlaka yansıyacaktır. İşin kötü yanı zoraki yazıyorsanız bu his de ulaşacak ve siz keyif almadığınızda okuyucular da keyif almayacak.

Mutlaka aramızda çok tecrübeli blog yazarları da var ve yukarıda saymaya çalıştığımız noktalar önemli olmakla beraber, her şey bunlarla sınırlı değil. Eğer siz de yorumlarda bu konuyla ilgili tecrübelerinizi, fikirleriniz paylaşırsanız özellikle yeni blog yazarları için ortaya daha faydalı bir kaynak çıkartılmasına katkıda bulunabilirsiniz…
Esen kalın...

11 Ağustos 2014 Pazartesi

SAMSUNG N7100 GALAXY NOTE II TITAN GRAY İNCELEME


SAMSUNG N7100 GALAXY NOTE II TITAN GRAY İNCELEME


Samsung N7100 Galaxy Note2 Titan


Samsung N7100 Galaxy Note 2 Titan Gray akıllı telefon teknoloji incelemesi:

İşlemci Hızı (Mhz): 1,6 GHz Quad-Core
İşletim Sistemi: Android
Kamera Çözünürlüğü(Piksel): 8 MP
3G: Var
Ağırlık (gr.) 182,5 Artırılabilir Hafıza Var
Bellek(MB) 2 GB Ram Boyutlar (cm) 80,5 x 151,1 x 9,4 mm.
Dijital Kamera Var EKRAN BOYUTU 5,5"
Ekran Çözünürlüğü (Piksel) 1280 x 720 Ekran Tipi Dokunmatik (HD Super AMOLED )
Garanti Süresi (Yıl) 2  
İşlemci Hızı (Mhz) 1,6 GHz Quad-Core
İşletim Sistemi Android Kamera Çözünürlüğü(Piksel) 8 MP
Klavye Tipi: Dokunmatik Kulaklık Var
MARKA SAMSUNG MODEL N7100 GALAXY NOTE II
Pil Li-ion 3100 mAh  
USB Var

Wi-Fi (Kablosuz Bağlantı) Var
 GPS Var Dokunmatik Ekran Var
Desteklenen Hafıza Kartı Micro SD Hafıza Artıma Kapasitesi 64 GB' a Kadar

İspir Kalesi


İSPİR KALESİ

Güzel ve şirin İspir'imizin doğal ve tarihi değerlerinden kareler ve Ben :)


İspir Kalesi

İspir Kalesi

İspir Kalesi

İspir Kalesi

İspir Kalesi


Yüksel Duman

Yüksel Duman

Yüksel Duman

Yüksel Duman

Yüksel Duman

Yüksel Duman


Yüksel Duman


Yüksel Duman

Yüksel Duman

5 Ağustos 2014 Salı

SANSUNG I9500 GALAXY S4 16GB


SANSUNG I9500 GALAXY S4 16GB AKILLI TELEFON
ÖZELLİKLER

Akıllı telefon pazarı gün geçtikçe hızla yaygınlaşmakta ve çokça kullanılmaktadır. Bu makalemizde Samsung I9500 Galaxy S4 akıllı telefon özellikler inceleyeceğiz.





 Teknik özellikler

  • İşlemci Hızı (Mhz): 1,6 Dört+1,2 Dört Çekirdek
  • İşletim Sistemi: Android
  • Kamera Çözünürlüğü(Piksel): 13 MP
  • 3G: Var
  • Ağırlık (gr.) 130 Artırılabilir Hafıza Var
  • Bellek(MB) 2 GB Ram Bluetooth Var
  • Boyutlar (cm) 136,6 x 69,8 x 7,9 mm. Dijital Kamera Var
  • EKRAN BOYUTU 5" Ekran Çözünürlüğü (Piksel) 1920 x 1080
  • Ekran Tipi Dokunmatik GPRS Var
  • Garanti Süresi(Yıl) 2 İşlemci Hızı (Mhz) 1,6 Dört+1,2 Dört Çekirdek
  • İşletim Sistemi Android Kamera Çözünürlüğü(Piksel) 13 MP
  • Klavye Tipi Dokunmatik MARKA SAMSUNG
  • MODEL I9500 GALAXY S4 Pil 2600 mAh
  • Saklama Kapasitesi (Mb) 16 GB USB Var
  •  3G Var Wi-Fi (Kablosuz Bağlantı) Var
  • PUSH E-MAIL DESTEĞİ Var EDGE Var
  •  GPS Var Dokunmatik Ekran Var
  • Desteklenen Hafıza Kartı Micro SD Hafıza Artıma Kapasitesi 64 GB' a Kadar